Kadın cinayetleri politiktir. On yıllardır kadınlar olarak kadın katliamına karşı mücadele ediyoruz. Bugün Türkiye’nin çeşitli illerinde çeşitli kadın örgütlerinin katılımıyla kadın cinayetlerine karşı platformlar mücadelelerini sürdürüyorlar. Biz de İstanbul’da ‘İstanbul Feminist Kolektif’ olarak ‘Kadın Cinayetlerine İsyandayız’ diyoruz.
22 Mayıs 2014 Perşembe
Feminist yayınevi Güldünya Yayınları kuruldu
Merhaba,
1990’lı yılların sonunda ve 2000’li yılların başında Pazartesi Dergisi'ni çıkartan Kadın Kültür ve
İletişim Vakfı bünyesinde yeni bir yayınevi kuruldu; Güldünya Yayınları.
Adını, 2004 yılında, iki ağabeyi tarafından sokak ortasında vurulduktan sonra kaldırıldığı
hastanede yine ağabeyleri tarafından öldürülen Güldünya Tören’den alan yayınevi, kısa bir süre
içerisinde kitap yayınlamaya başlıyor.
Güldünya Yayınları, feminist teori ve politika kitaplarının yanı sıra dünyanın dört bir yanından
kadın hareketi ve farklı feminist örgütlenme deneyimleri, kadın biyografileri ve tanıklık derlemeleri,
kadın edebiyatçıların eserlerini ve kadın sanatçılar tarafından ya da onlar üzerine hazırlanmış
kitapları yayınlayacak.
Güldünya Yayınları’nın ilk kitabı Yoko Ono’nun sekseninci yaş günü şerefine yayınladığı çizim ve
yazılarından oluşan, dünyada da büyük ilgi gören Meşe Palamutu/Acorn.
Pussy Riot! Özgürlük İçin Bir Punk Duası Derleme
Bir kilisedeki performanslarıyla Rusya’yı ayağa kaldırıp tutuklanan ve Putin’e meydan okuyan
Pussy Riot, kadınlardan oluşan bir punk grubu. Kitap tutuklanan kadınların hapishaneden yazdığı
mektupları, şiir ve şarkı sözlerini, mahkemede yaptıkları konuşmaları, ünlülerin onlar için
yazdıkları yazıları içeriyor.
Yeni Güney Asya Feminizmleri Derleyen Srila Roy
Türkiye’de çok bilinmese de Hindistan, Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinde uzun yıllarıdr
güçlü bir feminist hareket var. Srila Roy, burada feminist hareketin son yıllardaki durumunu ele
alan makaleleri bir araya getirmiş.
Agata Ölürken Dora Pavel
Romanya’nın son yıllarda en ilgi gören yazarlarından Dora Pavel’in bu romanı , bir kadının
psikiyatrıyla olan ilişkisini anlatıyor.
Patti Smith ile Yolda: İki Kere Giriş Mike Stipe
REM’in solisti Mike Stipe Patti Smith’in bir turnesine fotoğrafçı olarak katıldı ve fotoğraflar çekti.
Bu fotoğraflardan oluşan kitapta resimaltlarını William Burroughs, Jutta Koether, Jem Cohen,
Lenny Kaye gibi isimler yazdı.
Yapım Aşamasındaki Erkek Maxim Februari
Yazar ve felsefeci Marjolijn Februari 2012 yılında, 49 yaşındayken, hayatının kalanını kadın değil
erkek olarak geçirmeye karar verdi. Bu kitap Februari’nin bu süreçte yaşadıklarını anlatırken
cinsiyet geçişiyle ilgili akıllara takılan pek çok sorunun cevabını da veriyor.
Efendi Jolien Jansing
Ünlü romancı kardeşler Emily ve Charlotte Bronte’nin Brüksel’de kaldıkları sürede Charlotte
Bronte evli ve kendinden büyük bir erkekle büyük bir aşk yaşar. Jolien Jansing’in romanı bu
gerçek aşkı anlatıyor. Büyük ilgi gören kitabın film hakları da satılmak üzere.
https://twitter.com/guldunyakitap
guldunyayayinlari@gmail.com
Türkbeyi Sok. Tezel apt. 94/4
Kurtuluş
Tel/Faks: 0212 296 3359
20 Kasım 2013 Çarşamba
Başbakana Rağmen Dilediğimiz ve Düşlediğimiz Gibi Yaşayacağız!
Kadın mıdır kız mıdır bilmiyoruz, dedi. Mahkemeler rıza var deyip tecavüzü görmedi. Kadınları hiç görmedi.
Kürtaj cinayettir, dedi. Hastaneler kadınları kapıdan geri gönderdi.
Eşcinsel çift ahlaka terstir dedi, homofobi ve transfobiyi besledi, nefret cinayetlerinin önünü açtı.
Bugün ise kızlı erkekli yaşanmasına müsaade etmeyiz, diyor. Erkekler “namus” bekçiliğine soyunuyor, olan yine kadınlara oluyor.
Tayyip Erdoğan’ın her sözü biz kadınların hayatlarını tehdit ediyor. İstediğimiz yaşamları kurmamıza, özgürleşmemize ve güçlenmemize engel oluyor.
Nerede, nasıl ve kiminle yaşadığımız Erdoğan başta olmak üzere kimseyi ilgilendirmiyor. Evlilik ve çocuk teşvikleriyle dayatmaya çalıştığı yaşam biçimlerine direniyoruz. Bize ne giyineceğimizi, kiminle sevişeceğimizi, kaç çocuk doğuracağımızı, nasıl yaşayacağımızı söyleyen başbakana ve bu sözlerin savunuculuğunu yaparak bizi denetlemeye çalışan kadın düşmanlarına ve homofobiklere sesleniyoruz: Boşuna heveslenmeyin, biz kadınlar erkek egemenliğine boyun eğmediğimiz gibi sizlerin kadın düşmanlığınızı ifşa etmeye devam edeceğiz. Heteroseksüel aile kurumunuza sıkışıp kalmayacağız.
Kadın düşmanlığını “meşru” görmeyen, "ahlak" ve “namus” anlayışı kadın üzerinden belirlenmeyen, Erdoğan’ın kızlı erkekli yaşatmayız açıklaması ile “hassasiyetleri” zedelenen kadınlar olarak Başbakan’dan şikayetçiyiz.
Kadın – erkek arasındaki eşitsizliği derinleştirdiği, erkek egemenliğini güçlendirdiği ve kadınların, eşcinsel ve trans bireylerin yaşamlarını tehdit altında hissetmesine neden olduğu için Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.
13 Kasım 2013 Çarşamba
Başbakana Rağmen Dilediğimiz ve Düşlediğimiz Gibi Yaşayacağız!
İmzacılar
Adana Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi
Amargi İzmir
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Antalya Pembe Caretta LGBTİ
Antakya Kadın Emeği Derneği
Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi
Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu
Bağımsız Kadın Derneği, Mersin
Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ Örgütlenmesi LuBUnya
Buca Evka 1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi
Çankırı Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği
Çiğli Evka 2 Kadın Kültür Evi Derneği
Demokratik Özgür Kadın Hareketi-DÖKH
Diyarbakır Kardelen Kadın Evi
Eğitim-Sen İstanbul 2 No'lu Şube Kadın Komisyonu
Eğitim-Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi Kadın Komisyonu
Emek Partili Kadınlar
Elder KDM El Emeğini Değerlendirme Derneği
Ergani Selis Kadın Derneği
Ev Kadınları Kültür ve Dayanışma Derneği
Gökkuşağı Kadın Derneği
Halkevci Kadınlar
Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi
İmece Kadın Sendikası
İstanbul Feminist Kolektif
İRİS Eşitlik Gözlem Grubu
İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi
İzmir Kadın Dayanışma Derneği
Kadın Dayanışma Vakfı
Kadın Emeği Kolektifi
Kadın Partisi Girişimi
Kadınlarla Dayanışma Vakfı
Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği
Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği
Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği
Kaos-GL
Koza Kadın Derneği
Lambdaistanbul LGBTİ Derneği
Mavigöl Kadın Derneği
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Muğla Kadın Dayanışma Grubu
Nilüfer Kadın Dayanışma Merkezi
Özyeğin Üniversitesi Kadın Çalışmaları Kulübü
Rengarenk OzU
Samandağ Kadın Emeği Derneği
Sosyalist Feminist Kolektif
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partili Kadınlar
Söke Kadın Sıgınma Evi Dernegi
Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği -TODAP
Türkiye Homenet/Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Dayanışma Ağı
Van Kadın Derneği
Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği
Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi
Yeşil Sol Kadınlar
1 Ağustos 2013 Perşembe
15 Şubat 2012 Çarşamba
HANGİ HEDİYE, ERKEK ŞİDDETİNİ UNUTTURABİLİR?

Şiddet ve sevgi bir arada olabilir mi?
Bugün 14 Şubat sevgililer günü. Kapitalizmin önümüze sürdüğü parlak hediyelerle sevgilimizin bize verdiği değeri, sevgisini “ölçtüğümüz” gün. “Aşk” ve “sevgi” bahanesiyle baskı ve şiddetle iç içe yaşarken, hangi hediye bunları unutturabilir?
Aşk ve sevgi adına girdiğimiz yolda her birimiz farklı biçimlerde erkekler tarafından değersizleştirilirken, tek bir güne sığdırılan sevgi sözcükleri “aldanmaya” yeter mi?
Biz kadınlar heteroseksist dünyanın erkek egemen aşkına karşı çıkıyoruz.
Aşkımız ne kadar “uyumlu”, ne kadar “anlayışlı” olduğumuzla ölçülüyor. Erkeklerin kurduğu baskı “aşk adına” olağanlaştırılıyor. Bizi güçsüzleştiren aşkta mutlu olmamız mümkün mü?
En ufak bir tartışma erkeklerin ses yükseltmesine, kıskançlık krizlerine dönüşebiliyor: erkekler öfkelerini; bağırarak, azarlayarak, bizi hiçe sayarak, vurduklarında bile gözlerimizin içine bakarak “severim de, döverim de… Zaten seni sevdiğim için vurdum” diyerek mazur göstermek istiyorlar. Peki, şiddet ve sevgi bir arada olabilir mi?
Bazen sevişmek istemiyoruz. Ama buna zorlanıyoruz. Erkekler “hayır” dediğimizde bize tecavüz etmeyi “hak” görürken; istemediğimiz/red ettiğimiz cinsel ilişki için bile sevgimiz sorgulanmıyor mu? Heteroseksizmle sınırlanmış, kadınlar için cinselliğin sadece evlilik içinde kabul gördüğü bir dünyada, özgür bir cinsellik mümkün mü? Kiminle sevişeceğimizin kararı bize mi ait?
Erkeğin ”sana güveniyorum, çevrene güvenmiyorum”, “bu kıyafet vücut hatlarını fazla belli etmiyor mu?”, “arkadaşlarınla az görüşsen daha iyi olur” laflarıyla tercihlerimiz hep denetim altında. Kadının erkeği mutlu ettiğinde, kendisinin de mutlu olduğu söylemi, aşk adına kendimizden, kendi istek ve arzularımızdan vazgeçmek anlamına gelmiyor mu?
Kendisinden ayrılmak istedi diye, sevgilik teklifini reddetti diye günde 3 kadının öldürüldüğü, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti davalarında, “seviyordum öldürdüm” diye savunma yapan erkeklere “haksız tahrik” indirimi uygulanıp cezaların indirildiği bu topraklarda; aslında “sevginin” değil, “alışveriş çılgınlığının” günü olan 14 Şubatı yani “sevgiler gününü” kutlamıyoruz. Şiddetin gerekçesinin sevgi olduğunu kabul etmiyoruz.
Bize ask ve sevgi adına dayatılanları değişir umuduyla hep affetmemiz bekleniyor. Affetmek kendinden vazgeçişse affetmiyoruz! “Hayır” deme özgürlüğümüzün olduğu bir aşka “evet” diyoruz!
İstanbul Feminist Kolektif
13 Şubat 2012 Pazartesi
14 Şubatta Eylemdeyiz!
12 Ocak 2012 Perşembe
11 Ocak Basın Toplantısı Metni
İstanbul Feminist Kollektif
23 Kasım 2011 Çarşamba
İstanbul Feminist Kolektif Basın Bülteni 25 Kasım 2011
Kadın Cinayetlerine Hep Birlikte Karşı Duralım!
- Kadın-erkek eşitliğini fiili olarak hayata geçirdiniz mi?
- Kadınlara yönelik her tür şiddet, baskı ve ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların yaşam haklarını garanti altına aldınız mı? Hangi özel önlemleri aldınız?
- Kadın cinayetlerini sona erdirmek için hangi acil eylem planını hayata geçirdiniz? Kadın örgütlerinin talepleri doğrultusunda hangi yasal düzenlemeleri yaptınız?
- Kadınlara yönelik erkek şiddetiyle mücadele için ne kadar bütçe ayırdınız?
- Kaç sığınak açtınız? Her 7500 kişilik nüfusa bir sığınak taahhüdünü yerine getirdiniz mi?
Hükümet olarak adım atıyor gibi görünseniz de aslında bunların hiçbiriyle ilgili neredeyse hiçbir şey yapmadınız. Kadınları yoksayarak aile dediniz. Kadına yönelik erkek şiddetine ortak olmaya devam ettiniz. Erkek egemenliğini sürdürdünüz. Bu politikanızı daha ne kadar sürdüreceksiniz?
Kadın Cinayetlerine Hep Birlikte Karşı Duralım!
Sevgili Kadınlar!
Hepimiz şiddetsiz, eşit, hak ettiğimiz bir yaşam istiyoruz. Kimimiz erkek şiddeti ve erkek egemenliğine rağmen hayatlarımızı değiştirebiliyor, kimimiz tek başına çok zorlanıyor. Ve maalesef kimimiz boşanmak istediği, yeni bir hayat istediği, itaat etmediği için en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Şiddeti öngördükleri, mücadele ettikleri, savcılıklara başvurdukları halde yargıdan medyaya, yasamadan yürütmeye hiçbir kurum üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmediği için, kadınlar neredeyse göz göre göre öldürülüyor. Kimimiz için ölümü göze alarak yaşamayı sürdürmek söz konusu iken hangimiz huzurlu, güvende olabiliriz. Haydi! Hep birlikte kadın dayanışmasını güçlendirelim.
Her gün, hatta günde beş kez “Bir kadın cinayeti daha” başlıklı haberler alıyoruz. Kadınların erkek şiddetinden kaçmak isterken ölüme yakalanmaları herkesin ama en çok yasaması, yürütmesi, yargısıyla devletin sorumluluğu! Hep birlikte bu sorumluluğun farkına varılmasını, yıllardır süren politikasızlık ve eylemsizliğin sona ermesini, artık harekete geçilmesini sağlayalım. Kadın cinayetlerine birlikte karşı duralım. Yasaması, Yürütmesi, Yargısıyla Devleti üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeye çağıralım!
Tek Bir Kadını Daha Kaybetmeden
Kadın Cinayetlerini Sona Erdirmek İçin Kadınlar Ele Ele...
Kadın Cinayetlerine İsyandayız / İstanbul Feminist Kolektif
24 Kasim Persembe
Saat 16.00-19.00
Yer: Galatasaray
Stand+Bildiri dağıtımı
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Kadın Cinayetlerine Karşı 7 24 Nöbete…

Kadın Cinayetlerine Karşı 7/ 24 Nöbete…
Kadınlar en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor!
Kadın arkadaşlarımızı en çok boşanma süreçlerinde ve kadınlara rağmen güçlendirilen ‘aileler’ içinde kaybediyoruz…
Kadınlar savcılıklara başvurduğu durumda da göz göre göre öldürülüyor.
Kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığı, maalesef her gün gazetelerden bir kadın arkadaşımızı daha kaybettiğimizi haber aldığımız koşullarda Yasama, Yürütme, Yargı bu katliamı sadece seyrediyor!
Katliam haline gelen kadın cinayetlerini fark etmemek, görmezden gelmek nasıl mümkün olabilir derken içinde kadınlara yönelik şiddet, kadın cinayetleri ile ilgili herhangi bir acil eylem planı, projesi, stratejisi hatta bunlara dair tek satır geçmeyen parti programlarıyla karşı karşıya olduğumuz bir seçim sürecindeyiz.
Kadın Cinayetleri Politik!
Artık herkesin görmesi gerekli ki; Kadın cinayetleri münferit değil, adli vaka hiç değil. Kadınları güçlendirme politikaları yerine en çok kadınları tehdit etmek için kullanılan, üstelik şimdilerde 18 yaşına çekilen bireysel silahlanma politikaları, kadınları güçsüzleştiren aileyi güçlendirme politikaları uygulandığı, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı, var olan yasalar uygulanmadığı, uygulama için gerekli bütçe ayrılmadığı ve kadın - erkek eşitliğini sağlayacak politikalar hayata geçirilmediği için kadın cinayetleri sürüyor. Kadın cinayetleri münferit, kadının yeri evi, kocasının dizinin dibi sayıldığı için, süre giden katliam politik gündemin dışında bırakıldığı için sürüyor. Artık rakamları telaffuz etmeye dahi dilimiz varmıyor, yılda binlerce yakın kadın öldürülürken değil bir acil durum, teyakkuza geçmek bu katliam münferit, vaka-i adliyeden sayılabiliyor…
Bu zihniyete, bir kadın arkadaşımızı daha kaybetmeye, bu konuda hiçbir adım atılmaksızın kaybedilen bir güne dahi tahammülümüz yok iken bu zihniyetle, korkarız bir kısmımızın hayatta kalamayacağı bir 5 yılı daha düşünemiyoruz…
12 Mayıs’ta yok sayılan 25 milyon kadından, aile içinde kaybettiğimiz arkadaşlarımızdan biri Ayşe Paşalı’nın karar duruşması var. Haksız tahrik, iyi hal indirimleri talep eden ve çoğunlukla alabilen katiller, bu katliamı görmezden gelen, durdurmak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeyen tüm suç ortakları hala aramızda, serbest, sorumsuz, duyarsız…
Kadın Cinayetlerine Karşı Hep Birlikte!
Biz kadınlar Ayşe Paşalı’nın davasının kararını beklemek üzere İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Adana’da, Trabzon’da, meydanlarda, kadın örgütlerinde Çarşamba akşam ve Perşembe sabah 7/ 24 nöbette olacağız.
Biz kadınlar kadın cinayetlerine karşı, birlikte, Ayşe Paşalı duruşmasından çıkacak kararı, kadın cinayetlerini görmezden gelen yasama, yürütme, yargı organlarını, siyasal partileri, medya, demokratik örgütler ve tüm toplumun kadın cinayetlerini durdurmak için harekete geçmesini beklemek üzere nöbette olacağız.
Kadın cinayetlerine karşı birlikte mücadele ettiğimiz tüm kadınları, kadın örgütleriyle bu nöbette birlikte olmak istiyoruz. Şimdilik 11 Mayıs Çarşamba 19:00 – 24:00, 12 Mayıs Perşembe 07:00- 12:00 ( Ayşe Paşalı durulmasından karar çıkıncaya dek İstanbul’da Taksim Meydanı’nda, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Eskişehir’de, Mersin’de, Nevşehir’de, Adana’da, Trabzon’da, Antep’te, Samsun’da… meydanlarda ya da örgütlerimizde nöbette olacağız. Tüm kadınları bekliyoruz.
Sevgi ve dayanışma ve artık kadın cinayetlerine karşı umutlu haberler alabilme dileklerimizle…
İstanbul Feminist Kolektif
Nöbet Programı
11.05. 2011
İstanbul- İstanbul Feminist Kolektif- Taksim Saat 19.00-24.00
Adana – Adana Kadın Platformu – İnönü Parkı – 19:00-22:00 arası
Ankara – Feministbiz – Yüksel Caddesi – 19:00 – 24:00 arası
Antalya – Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi – Attalos Heykeli Önü – 20:00-24:00 arası
Çanakkale – Elder Kadın Danışma Merkezi – Morabbin Parkı – 19:00-24:00 arası
Eskişehir – Sosyalist Feminist Kolektif – Adalar Migros Önu – 19:30-21:00
İzmir – İzmir Kadın Platformu – Kıbrıs Şehitleri Caddesi – 19:00-22:00 arası
Samsun – Samsun Kadın Buluşması – Süleymaniye Geçidi – 17:00-20:00 arası
Sinop – Sinop Kadın Platformu - Uğur Mumcu Meydanı-19:00-
Van – Van Kadın Derneği – Beşyol Meydanı- 19:00-20:00 arası
Aydın – Söke Kadın Sığınmaevi – Söke Bey Kültür Merkezi Önü 19:00-20:00 arası
Diyarbakır Selis bugün saat 12.00’de Kadın cinayetleri için nobet tutmaya başladı,
Nevşehir – Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği, Diyarbakır – Kamer, Urfa – Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği Mersin – Mersin Kadın Dayanışma Derneği de bu gece 7/24 nöbetine katılıyorlar.
12 Kasım 2010 Cuma
11 Kasım 2010 tarihli basın açıklamamız
2010 yılının ilk yedi ayında ise 226 kadın öldürüldü.
Bunlar resmi rakamlar. Kadın örgütlerinin çalışmaları gösteriyor ki bu kayıtlar dışında yüzlerce kadın da erkek şiddeti ve baskısıyla intihara zorlanarak “öldürülüyor”.
Türkiye’de son yıllarda kadın cinayetlerinin sayısı bir cins kırımından söz edebileceğimiz boyutlara ulaştı.
Katiller uzakta değil Hanemizde!
Koca, baba, erkek kardeş, abi, sevgili, ayrıldığı eş, amca, dayıları tarafından katledilen kadınların haberleri her gün gazetelerin 3. sayfalarında... Hayatlarımızı alan erkek şiddetinin adı hep “cinnet” , “sapıklık” , “delilik”, “hastalık”, “işsizlik”, “onur”, “gurur” , “namus” oluyor. Ya da boşanmak istemek, tuzluk uzatmamak, iftara yemeği hazır etmemek, telefonla mesajlaşmak, izinsiz annesine ziyarete gitmek, sık banyo yapmak, sürekli makarna pişirmek, çocuğunu göstermemek… Canımıza kastedenlerin hep bir “bahanesi” var ama belli ki biz kadınların hayatlarının bir “değeri” yok! Zira her gün üç kadın öldürülen bir ülkede, cins kıyımdan/ kadın katliamından söz edilip, meclisin olağanüstü toplanacağını sanırsınız. Oysa Yasamanın, Yürütmenin böyle bir gündemi, kadın cinayetleri son yedi yılda % 1400 artarken durdurmak için bir eylem planı yok!
9 Kasım 2010 Salı
Kadınlara çağrımızdır!
5 Kasım 2010 Cuma
22 Ekim 2010 Cuma
Kocasının Hastanede Öldürdüğü Ayşe Yılbaş'ın Ardından Taleplerim
Kadınlara Çağrı
Son olarak 17 Ekim Pazar günü, Habertürk’te yayınlanan Gölgede Muhabbet programında bu konunun komediye dönüştürülmesini dehşetle seyrettik.
12 Ekim Salı günü Sincan Fatih 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sincan’da bir kadına tecavüz eden iki kişiyi serbest bırakması ise biz kadınlara bu sokakların dar edilmek istendiği yönündeki kaygılarımızı arttırdı. Adli Tıp Kurumu ise her zamanki gibi, tecavüze uğrayan kadınla görüşmeyi erteledi.
Yargı ise tecavüzcüyü ‘mağdur etmemek’ için serbest bıraktı. Adli Tıp kurumu travmasına dayanarak tecavüzcüleri serbest bırakan mahkemeleri uyarıyoruz: Tecavüze ortak olmayın!
Kadınların can güvenliği yok. Kadınlar tehdit altında.
Adalet Bakanlığının "travma tespiti için 1 yıl beklemek gerekir" açıklaması ise hiçbir bilimsel veriye dayanmayıp, herkesi yanıltmak amacıyla yapılmıştır.Tecavüz sonrası 2-30 gün içinde ve 30 günden sonra travma tespit edilebileceği ise bilimsel araştırmalarla sabittir.
Bu tehditlere boyun eğmeyeceğiz.
Habertürk’ün ve diğer medya organlarının tecavüzü normalleştiren, komedi haline getiren, pornografik malzeme olarak sunan yayınlarını , Sincan Ağır Ceza mahkemesinde tecavüzcülerin serbest bırakılmasını ve Yargıtay’ın sadece Adli Tıp Kurumu raporlarını geçerli saymasını protesto etmek amacıyla 23 Ekim Cumartesi günü, saat 13.30’da Taksim’deki Habertürk binası önünde toplanacağız.. Bütün kadınlara çağrımızdır.
İstanbul Feminist Kolektif
Tarih: 23 10,2010 Cumartesi Saat: 13.30
Yer: Habertürk binası önü /Abdülhakhamit Caddesi No:25 Talimhane
Beyoğlu İstanbul
21 Ekim 2010 Perşembe
Sizin hiç kardeşiniz öldürüldü mü?
Kadın cinayetlerine isyandayız!
Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadın öldürüyor!
Katiller, baba, koca, sevgili, ağabey, kardeş,…Katiller mühendis, doktor, işçi, işsiz… Katiller Kürt, Türk, Laz, Çerkez... Katiller genç, yaşlı… Ortak noktaları, erkek olmaları. Erkek kadını katlettiğinde devlet, medya, yargı, polis hepsi erkeklikte birleşiyor, kadın cinayetlerine suç ortağı oluyor.· Cins kıyımının son bulması için isyandayız!
· Katiller hanemizde! Ölmeden koruma istiyoruz!
· Kadın cinayetleri davalarında ‘haksız tahrik indirimi’ =‘erkeklik indirimi’ uygulanmasın!
· Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınlar evlerine geri gönderilmesin!
· Her mahallede bir sığınma evi derhal açılmalı!
· Medya cinayetleri ‘aşk cinayeti’, ‘kıskançlık cinayeti’ ‘namus cinayeti’… diyerek meşrulaştırmasın!





